30 Haziran 2011 Perşembe


28/06/2011
Posted by Picasa

29/06/2011
Posted by Picasa

can touch this :)

28/06/2011
Posted by Picasa

yihuuuu

27/06/2011
Posted by Picasa

kırk uçurmaya gidiyoruuz

26/06/2011
Posted by Picasa

Kırklandım ben artık.... 40 banyosu ardından..


26/06/2011
Posted by Picasa

Evde dolaş dolaş nereye kadar...


25/06/2011
Posted by Picasa

iyi uykulaaarrr..

Posted by Picasa

24 Haziran 2011 Cuma

20 Haziran 2011 Pazartesi

bir makale.. süt gaz kucak meseleleri..

Süt için huzur, uyku ve su 
Yanlış inanışlar hayatımızın her döneminde olduğu gibi annelikte de yaygın. Birçok anne, sütü artsın diye gereksiz yere tatlı ve komposto yiyerek kilo alıyor. Emzirme,anne sütü ve bebek bakımı konusunda sorularımızı yanıtlayan Dr. Kadir Tuğcu ise "Annenin sütü su içerek, uyuyarak ve yüksek moralle artıyor" diyor. 
Annenin sütü olması için ne yapması gerekir? 
İnsan memesi inek memesi yapısında değildir, bu nedenle uzun süreli süt biriktirmez. Çocuk emmeye başladığı anda süt yapılır. Nasıl gözyaşı ağladığımız zaman akıyorsa, yani bir yerde toplanmıyorsa süt de böyledir. Süt hücrelerinden anında süt yapılır ve bebek emdikçe de gelir. Süt olayı tamamen psikolojiktir. 
kadının yerli yersiz üzüntülerle dolmamış olması gerekir. Niyet de önemli. Annenin bebeğini emzirmek istemesi önem taşır. 
Birçok anne lohusalık döneminde komposto, bol şekerli meyve suları içerek veya tatlıyla süt miktarını artırmaya çalışıyor. Bu mümkün mü? Süt yapan yiyecek var mı? 
Süt yapıcı gıda diye bir şey olmaz. Süt yapıcı diye annelere zorla içirdikleri veya yedirdikleri şeylere dikkat ederseniz, hepsi susama isteği uyandıran maddelerdir.anne bunları yiyince bol bol su içme arzusu hisseder. Bol bol su içince de süt miktarı artar. 
Yani keramet helva, tatlı, soğan, pekmez veya kompostoda değil bunları yedikten sonra hararetten dolayı içtiği sudadır. 
Küçük göğüs ve süt 
'Küçük göğüslü kadının sütü olmaz' deniyor, doğru mu? 
Bu da yalandır. Göğüsün büyüklüğü, memenin ucu veya şekliyle sütün akışı ve gelişi değişmez. Memesi küçük kadından gürül gürül süt gelebilir. 
Sütün kalitesi yemeğe göre değişir mi? Et, karides, meyve, sebze yiyenle ekmek ve çorbayla beslenen anne arasında süt farkı olur mu? 
Sütün kalitesi hiçbir zaman değişmez. İyi beslenen anne ile kötü beslenen anne arasında süt kalitesi açısından fark olmaz. Ancak iyi beslenen anne kendisine fayda sağlar, kötü beslenen annenin zararı kendisinedir. Çünkü süt yapmak için belli miktarda mineral vücuttan alınır. Bu minarellerin vücutta az ya da çok olması, kalan miktarın anneye yetip yetmediği meselesine bakılmadan vücut aynı miktar minerali anneden süt için 
alır. Yani zarar anneye olur. 
Ancak sütün kalitesi aylara göre değişir. İlk aylarda gelen süt farklıdır, bir ay sonra, iki ay sonra, altı ay sonra gelen süt farklıdır. İşte bu nedenle mamaların da bir ay, iki ay, üç ay ve sonrası için farklı tipleri yapılmıştır. 
Mesela prematüre doğum yapmış bir kadının sütü ancak prematüre bebeğe iyi gelir. Onların sütü normal doğum yapmış bir annenin sütünden çok farklıdır. Yoksa annenin yediği içtiği ile hiçbir ilgisi yoktur. Fakir kadının da zengin kadının da sütü aynıdır. 
Gazın ilacı hareket 
Annelerin diğer bir korkulu rüyası da gaz yapıcı gıdalar. Annenin yediği şeylerden gaz bebeğe geçer mi? 
Gaz yapıcı gıdalar annenin bağırsağında gaz yapar. Hiçbir zaman annenin bağırsağında oluşan gaz, kana karışıp, kanla memeye gidip, memeden de çocuğa geçmez. Bu tamamıyla bir uydurmadır ve hurafedir. 
Peki gaz neden olur? 
Gaz, çocuğun sütü emerken yuttuğu havadır. Gazın az olması için memenin siyah kısmının olduğu gibi bebeğin ağzına girmesi gerekir. Biz yetişkinler de yemek yerken hava yutarız, ama biz hareket ettiğimiz için gazımızı rahat çıkarırız. Bebekler gazlarını hareket edemedikleri için çıkaramazlar. 
Gaz çocuğun doğduğu gün değil, yaklaşık 20'inci günde başlar ve dördüncü, beşinci ayına kadar yani dönme hareketleri başladığı zaman da biter. 
Eğer çocuğu çok kucağa alırsanız, hareket ettirirseniz çocukta gaz olmayacaktır. Ameliyat sonrası hastayı yataktan kaldırıp yürütmelerinin nedeni de işte budur. Hasta vücut hareket kazanınca gazı çıkar. Çünkü kişi kalıp gibi yatarsa gaz olacaktır. 
Aynı şey çocukta da yaşanır. Gaz hadisesi kalıp gibi yatmaktan oluşur. Eski insanlar bunu salıncak ve beşikle çözümlemişler. Yani çocuğa hereket kazandırmışlar. Çocuğu kucağa alacaksınız, yürüyeceksiniz veya masaj yapacaksınız ki gazı çıksın. 
Bir de halk arasında sıkça söylenen; 'Emziren kadın ayağını üşütürse sütü de üşür, gaz olur' sözü vardır... 
Böyle bir şey yoktur. Bunlar tamamen hurafedir. 
Peki gazı iyi çıkmayan çocuk ne yapar? 
Gazı çıkmayan çocuk annesine üç tane haberci gönderir. Çok hıçkırık tutar, emerken karnından gurul gurul sesler gelir ve aşağıdan çok gaz çıkarır. Rahatsız olan bebek, ağlayarak annesinden intikamını alır. 
Gazı önleyen ilaçlar var mı? 
Midede bağırsakta oluşmuş havayı yok edecek bir ilaç yeryüzünde henüz bulunmamıştır. Bu iş için rezene ve benzeri pek çok otlar kullanılır. Bunların en büyük özelliği potasyum elementinden zengin olmalarıdır. Potasyum da bağırsak hareketlerini artırır. Bağırsak hareketleri artınca da çocuğun gazını alttan çıkarması kolay olur. Ama oraya gelene kadar gaz yine ağrısını ve sancısını çocuğa yapmış olur. 
Nasıl gaz çıkarılır? 
Çocuğun gazını çıkarmak için poposunun hemen üzerine belinin altına elle masaj yapmak ve rutin hareketlerle vurmak gerekir. Çocuğun canının acımaması için elin iç kısmının kullanılmaması, ele yay şekli verilerek içeride hava biriktirip yastık görevi yapılması önemlidir. 
Bebek doydu mu? 
Doyduğunu nasıl anlarsınız, ağlama açlık işareti mi? 
Doyan çocuk, su içmesini sevmez, su verdiğiniz zaman iğrenir gibi yapacaktır ve içmeyecektir. 
İkincisi idrar sayısı günde dörtten fazla olacaktır. Üçüncüsü ise kakasının sarı hardal rengi ve cıvık olmasıdır. Bunlar varsa çocuk iyi besleniyor demektir. 
Az yiyen çocuk kestane kestane, top top sert kakalar yapacaktır. Lüzumundan fazla yedirilirse de yeşil renkte kaka yapacaktır. Eskilerin dediği gibi yeşil kaka yapan çocuk, ayaklarını üşütmüş anlamına gelmez. 
İshal harici yeşil kaka yapan çocuk 'çok yemek yiyor' anlamına gelir. Bu durumda ishal sancısı gibi bir hazımsızlık sancısı oluşacak ve bebek ağlayacaktır. Bu durumu çözmek çok daha zordur. Çünkü gaz çıkarmak iyi gelmeyecektir 
Emzirmenin süresi var mı? 
Yeni doğan bir bebek genellikle bir memedeki sütün yarısını üç dakikada, diğer yarısını da yorulduğu için beş dakikada içer. Yani sekiz dakikada bir memedeki sütü bitirir. Diğer yarısına da 10 dakika dersek arada bir gaz çıkardıktan sonra ikinci memeye geçersek bu çocuk için yeterli. 
Fakat zamanla anneler bir öğün bir göğüsten diğer öğün diğer göğüsten meme verebilir. 
Ama bu herkes için geçerli değildir. anne ile bebeği arasında farklı zamanlamalar oluşabilir. 
Kucağa alınan çocuk hep kucak ister mi? 
Bu da eskilerden gelen bir hurafedir. Bebek kucağa tabii ki alınacaktır. Özellikle de ilk aylarda hem gaz sorunu hem bebeğin duygusal gelişimi açısından bebeğin buna ihtiyacı vardır. 
Kucağa almanın alışkanlık yaratıcı hikâyesinin kökeni Osmanlılara kadar uzanır. Gelinle kaynana o dönemlerde aynı evi paylaşırdı. Gelin sürekli çocuğu kucağına alıp dolaşınca da işler kaynanaya kalırdı. İşte bu nedenle de, gelin çocuğu kucağına alıp işleri aksatmasın işler de kaynanaya kalmasın diye kaynanalar bu yalanı uydurdu! Bir de 'Çocuk sonra kucağa alışır' sözü eklenip olay süslenince bu yanlış kanı yıllar boyunca sürüp gitti. 



Doğurmayan kadın da emzirebilir 
Dr. Kadir Tuğcu, emzirmenin kadının beyninde oluşan bir hadise olduğunu belirtiyor: "Bir kadının emzirebilmesi için doğurması da şart değildir. Bir genç kız veya yaşlı bir kadın, örneğin anneanne veya babaanne bile bebeği emzirse bir süre sonra süt gelir. 'Süt nine' lafı da buradan gelir. Çocuğun annesi doğumda ölür. Süt verecek yeni doğum yapmış bir kadın bulunamazsa anneanne veya babaanne emzirir. Çünkü beyinde ilgili hormonun salgılanmasıyla süt gelmeye başlar." 

Dr. Kadir Tuğcu kimdir? 
1944 Antalya doğumlu. 1963'te Kadıköy Anadolu Lisesi'ni, 1970 yılında 
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni bitirdi. 1973-77 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi'nde Çocuk Hastalıkları Bölümü'nde ihtisasını tamamladı. 1977-1978 yılları arasında Hacettepe Çocuk Hastanesi'nde başasistan olarak görev yaptı. 1980'de Cerrahpaşa Üniversitesi Mikrobiyoloji, Tropikal ve Enfeksiyon Hastalıkları Kürsüsü'nde 
asistan olarak çalıştı. 1988'den beri The New York Academy of Sciences ve American Academy of Pediatrics üyesi. Çok iyi derecede İngilizce, iyi derecede Almanca bilen Dr. Tuğcu'nun çok sayıda yayımlanmış makalesi bulunuyor. 1982'den beri serbest çalışan Tuğcu evli ve iki çocuk babası 

19 Haziran 2011 Pazar

Ben henüz içerideyken... :) :) :)

Posted by Picasa

Bu fotoda ben Dünya'da 5. günümdeyim.

Posted by Picasa

dünyaya gözümü açtığım gün..

Posted by Picasa

Dedem bana ismimi söyledi

ledi
Posted by Picasa

Bilin bakalım ben şimdi ne yapıyorum?

Posted by Picasa

Uyurken çekmişler gülemedim...

Posted by Picasa

Anlayamadım Bana mı dedin...?

Posted by Picasa

Çok komiksiniz... :) :) :)

Posted by Picasa